20den fazla yil gecti artik, benim dogusumdan beri. 2007 yilina girecegiz. Sanki her yilin eskime donemlerinde ben yazi yaziyorum. Kendimi tekrar mi ediyorum bu konuda bilinmez. Degisen neler var? Politik olarak degisen birsey gozume carpmiyor, belki ortadoguda herhangi bir kargasa son bulmadi. Ya da birkac buzul daha eridi, havalar isindi. Gelecege karsi inancimiz birkac fahrenheit daha azaldi. Her sabah uyanip ise gidiyorum ben. O kadar cok yapiyorum ki bunu, artik neden yaptigimi bile unutur dereceye geldim. Zaten bu ulkedeki cogu insan icin onemli olan neden yaptigimiz degil. Ev alayim, araba alayim. Sonra icim rahat etsin. Belli kosullar icinde umutlarimiz, sera'da yetisen bitkiler gibi yeseriyor. Orhan Gencebay'in sarhos olamamasi gibi biz de evrensel olamiyoruz. Evrensel olaaamiyoooruuz. Bugun odama baktim. Gercek bir obje bulamadim. CD'ler, eski kasetler, eski bilgisayar yan urunleri, 3.parca urunler, simkartlar, hafiza karti, fotoraf makineleri, uzaktan kumandalar. Ben arizamiyim bunlarla uzuluyorum? Zaten butun bunlar da, serada yetisen umutlarimizin hormonlari degil mi? Yazi yazmak, resim yapmak, kendini ifade etmek bugun yapilabilecek en aptalca zaman harcama yolu. Her an deprem olabilir, depremle yasamaya zorla alistirildigimiz bir dunyada, neden ama neden neden. Dusunmemeye calis. Dusunmeye calis. En sonunda arkanda kalan birkac klipsal hatira mi senin hayatin? Klozetin cevresinde tureyen boceklerden farkimiz yok. En azindan onlarin bile bir davasi var, orada hayatlarini kurmak istiyorlar, Biz ise kurulu bir hayattan hayat medeti umuyoruz. Yol secemiyoruz. Davamiz dava yaratmak. Tipki ergenlik donemindeki genc gibi. Oyle basliyor ve oyle kaliyor farkinda olmadan. Yuzumuzdeki sivilceler siliniyor sadece. Gel gor ki tirtil da kelebek oldugunda neden oyle oldugunu anlamaya calisiyormis gibi kanatlariyla cirpiniyor. Nereye ucacagini bilmeden savruluyor. Yukumlulukler yukleniyor, ciceklere konuyoruz, iyi ya da kotu hissediyoruz, sonra gene ucuyoruz. Kozmosun yaydigi astronomik rakamlarla olcemedigimiz enerjiler o kadar buyuk ki, biz hissetmiyoruz bile. Makro icinde mikroyuz. mikro icinde makro. oyle mantigimiz icinde sonsuz bir anlamsizlik. Geminin olmadigini bile bile batan gemide filikaya binip panik icerisinde cigliklar atiyoruz. Hakikat mi bu simdi? Hakkimiz mi bu hak? hakkimidir hakka tapan insanlarin bu istiklal simulasyonu? ya da Hakki midir senin en yakin arkadasinin ismi? Hakki kim? ne oluyo ya? hakkinen. * sonuc: uyumaya gitmek, bu karamsar gece yazisini bir daha yazmama karari almak, sonucta cok genel oldu, daha spesifik ve gundelik bir konuyu bundan sonraki yazida ele almak. -25kasim2006